Türkan Saylan Vefat Etti Google'da Ara

Bu yazı 19 Mayıs 2009 tarihinde t tarafından yazıldı.


  • Türkan Saylan Vefat Etti
  • Son günlerde Ergenekon davasıyla gündeme gelen Türkan saylan dün yani 18 Mayıs 2009′da vefat etti.

    Türkan Saylan kimdir?

    13 Aralık 1935 günü İstanbul’da dünyaya geldi. Cumhuriyet döneminin ilk müteahhitlerinden Fasih Galip Bey ile (evlendikten sonra Leyla adını alan) İsviçreli Lili Mina Raiman çiftinin beş çocuğunun en büyüğüdür.

    1944 – 1946 yıllarında Kandilli İlkokulu ve 1946 – 1953 yıllarında Kandilli Kız Lisesi’nde okudu. 1963’de İstanbul Tıp Fakültesini bitirmiştir. 1964 – 1968 yılları arasında SSK Nişantaşı Hastanesi’nden Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanlığını aldı.

    1968 yılında İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı’nda Başasistanlığa başladı. 1971’de İngiliz Kültür Heyeti’nin bursuyla İngiltere’de ileri eğitim gördü, 1974′de Fransa’da ve 1976’da İngiltere’de kısa süreli çalışmalar yaptı, 1972’de doçent, 1977’de profesör oldu. 1982 – 1987 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı’nı, 1981 – 2001 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü’nü yürüttü. 1990’da oluşturulan “İÜ Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi”nin kuruluşunda görev aldı ve 1996’ya kadar müdür yardımcılığı ile Kadın Sağlığı derslerinin koordinatölüğünü yaptı. Dermatoloji Kliniği öğretim üyesi olarak 2002 yılı sonuna kadar çalıştı ve 13 Aralık 2002′de emekli oldu.

    1976 yılında lepra (cüzzam) çalışmalarına başladı, Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nı kurdu. 1986’da kendisine Hindistan’da “Uluslararası Gandhi Ödülü” verildi. 2006 yılına kadar Dünya Sağlık Örgütü’nün lepra konusunda danışmanlığını yapmıştır. Uluslararası Lepra Birliği’nin (ILU) kurucu üyesi ve başkan yardımcısıdır. Avrupa Dermato Veneroloji Akademisi’nin ve Uluslararası Lepra Derneği’nin üyesidir. Dermatopatoloji Laboratuvarının, Behçet Hastalığı ve Cinsel İlişkiyle Bulaşan Hastalıklar Polikliniklerinin kurulmasında yer aldı. 1981-2002 yılları arasında 21 yıl, gönüllü olarak Sağlık Bakanlığı İstanbul Lepra Hastanesi Başhekimliği’ni yaptı.[1]

    1957′de evlenmiş ve bu evlilikten iki oğlu oldu. Biri grafiker diğeri hekim iki oğlundan iki torunu vardır. Son 17 yıldır kanser hastası olan ve tedavisi süren Saylan, 18 Mayıs 2009 tarihinde saat 04.45 sıralarında vefat etti. Vefat ettiğinde gönüllü kuruluş olarak ÇYDD’nin Genel Başkanlığını, TÜRKÇAĞ ve KANKEV Vakfı Başkanlığı ile Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı Başkanlığı’nı sürdürmekteydi.

    kaynak

    Hürriyet gazetesinin Türkan Saylanın vefati için yaptığı haber;

    Türkan saylan son yolculuğuna uğurlanıyor. Saylan için Lütfi kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen törende izdiham yaşandı. Binlerce seveni ona son görevlerini yerine getirmek için Lütfi Kırdar’a akın etti. Binlerce kişi dışarıda kaldı.
    TÜRKAN SAYLAN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANIYOR

    TÜRKAN SAYLAN’IN HAYATINDAN KARELER

    Lütfi Kırdar Kongre Salonu, törenden saatler öncesinde doldu. Saylan’a son görevlerini yerine getirmek isteyenler Teşvikiye Camii’nde kılınacak cenaze namazı öncesi camiye gelmeye başladılar. Saylan’ın evi önünde ise kendisini sevenler karanfil bırakmaya devam ediyor.

    Çok sayıda sivil toplum örgütü törene katılıyor. Ünlü isimler de törene katılıyor. Salondakiler törene katılan Uğur Dündar’ı uzun süre alkışladılar.

    Lütfi kırdar Kongre Salonu tamamen dolmuş durumda. Törene katılan tanınmış isimler dahi salonda oturacak yer bulmakta zorlanıyorlar.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nden törene katılan Kemal Kılıçdaroğlu , Onur Öymen ve Mustafa Özyürek salondan büyük alkış aldı.

    ÖYMEN: ‘HEPİMİZ TÜRKAN SAYLAN’IZ

    CHP‘li Onur Öymen Saylan hakkında şunları söyledi:

    -Türkan Hoca’ya basın yoluyla yapılan haksızlıktan ötürü özür dilenmesi gerekiyor. Adalet Bakanına sorumlulara buradan bu çağrıyı yapıyoruz.

    -Bu halk da zannediyorum onlardan böyle bir özrü bekliyor.

    -Türkan Saylan’ın yaklaşımları bütün siyasetçilere öncü olmalıdır. Biz CHP olarak Saylan’ın düşüncelerinden her zaman yararlandık, yararlanmaya devmam edeceğiz.

    -Onun düşüncesini yaşatacağız. Onun gibi yürekli insanlar Türkiye’de az değildir. Hepimiz ‘Türkan Saylan’ız.

    -Türkiye’nin çağdaş bir ülke olmasını kimse engelleyemeyecektir. Işık karanlığı her zaman yenecektir.

    DSP‘nin yeni Genel Başkanı Masum Türker salona geldi.

    Saylan’ın cenazesi saat 14:00′te Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ne geldi. Sevenleri Saylan’ın cenazesini, alkışlar ve “Türkiye seninle gurur duyuyor”, “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganlarıyla karşıladı.

    Saylan’ın cenazesi salonda hazırlanan katafalka konuldu. Salondakiler Saylan’ı uzun süre ayakta alkışladı.

    KANADOĞLU: ‘UTANÇTA PAYI OLANLAR UTANSIN’

    Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği(ÇYDD) Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan için Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen törene katılan Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkan Saylan’ın Ergenekonla suçlanmasıyla ilgili olarak “Bu utançta payı olanlar daha fazla üzülsünler” dedi.

    Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’na girerken uzun süre alkışta ayaklanan Sabih Kanadoğlu, Gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Saylan’ın ölümüne çok üzüldüklerini dile getiren Kanadoğlu “Onun öğrettikleri, onun yetiştirdikleri yolumuza ışık tutmaya devam edecek. Üzgünüz ama ölüm hepimizin başında” diye konuştu.

    Saylan’ın Ergenekon’a yönelik suçlanmasıyla ilgilide düşüncelerini dile getiren Sabih Kandoğlu “Söyleyebileceğim tek şey bu utançta payı olanlar daha fazla üzülsünler” dedi.

    SAYLAN’IN VASİYETİ HATIRLATILDI

    Törenin başlangıcında salondakilere Saylan’ın vasiyeti hatırlatıldı. Türkan Saylan’ı sessiz ve dik bir törenle son yolculuğa uğurlanması istendi.

    Saylan’ın cenazesinin salona gelişinin ardından ÇYDD Yönetim Kurulu üyesi Gülsüm Kaya kısa bir konuşma yaptı. Konuşmada şunlar kaydedildi:

    “Ulusların geçmişinde yöneticiler komutanlar devlet adamları aydınlar yazarlar sanatçılar vardır. Devlet adamlarını yöneticileri komutanları bilim insanları yazarları ölümsüzleştiren büyük önder yapan, ulusların tarihine damgasına vurduran, onların birleştirici ışık tutucu ulusçu devrimci kafaları, düşünceleri ve öz yapılarıdır.

    Mustafa Kemal ve Türkan Saylan böyle önderlerdir. Büyük önderlerin başarılarında en büyük etken akılcı olmalarıdır.

    Başarılı devrimci önder kime kimlere karşı niçin mücadele ettiğini, kullanacağını amaçları, yöntemi, toplumsal yapıyı, onu oluşturan ekonomik sınıfsal etkinlikleri, mücadele edeceği güçleri, ulusunun özelliklerini, yeteneklerini, inançlarını, dayanma güçlerini en iyi tanıyan, tüm bunların üstünde neyi ne zaman nasıl yapabileceğini en iyi hesaplayan tasarlayan, yaşamı boyunca güvenini yoğunlaştıran kişidir.

    Mustafa Kemal ve Türkan Saylan böyle akılcı önderlerdir.

    Bandırma vapuruyla Samsun’a çıkarak kurtuluş savaşımızı başlatan, 19 Mayıs’ı aydınlık geleceğimizi kutsallaştıran başta Mustafa Kemal ve Bandırma vapurunun 19 yolcusunun ve ömrünü laik demokratik Türkiye’ye adayan Türkan Saylan’ın anısı önünde sizleri bir dakikalık saygı duruşuna ardından İstiklal Marşı’mızı okumaya çağırıyorum.”

    Gülsüm kaya’nın konuşmasının ardından 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu.

    Saylan’ın hayat hikayesi, barkovizyonda kendi sesi eşliğinde sunuldu.

    ÇELİKEL: “ONUN ARDINDAN KONUŞMAK ÇOK ZOR”

    İstanbul Üniversitesi Hukuk Bölümü eski Dekanı, ÇYDD Genel Başkan Yardımcısı Aysel Çelikel konuşmasında şunları kaydetti:

    “Sevgili dostum, ideal arkadaşım Türkan Saylan gibi, kamuoyuna mal olmuş özel bir insanın ardından konuşmak çok zor.

    Hele Türkan Saylan’ın hak etmediği, acımasızca suçlandığı bir anlayışın, korkunun egemen olduğu bir ortamda, ona yapılan hukuksuzluklardan sonra insanın kendini suçlu hissetmeden konuşması da çok güç.

    Türkan Saylan neler yapmak istedi, neler yaptı, ne ile suçlandı. Laiklik ve cumhuriyetin kazanımlarının ortak paydamız olduğunu savunması bu mu darbecilik?

    Kız çocuklarının gençlerin çağdaş eğitime kavuşturulması bu mu darbecilik?

    Ülkemizin bölünmez bütünlüğünün savunulması bu mu darbecilik?

    Demokrasi ve insan haklarının savunulması soruyorum bu mu darbecilik?

    Hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının sağlanması bu mu darbecilik?

    Düşünce özgürlüğü ve basın özgürlü isteği bu mu darbecilik?

    Eğer bütün bunlar darbecilikse hepimiz darbeciyiz.

    Türkan Saylan bir cumhuriyet kadınıdır. Onunla birlikte çalışan herkes ondan çok şey öğrenmiştir. Saylan, insan, toplum ve yurt sevgisiyle başardı. Çok çalışmak hızlı çalışmak. Bütün zamanı insanlara yardım için harcamak. Sevgi ve şefkate dayalı insan ilişkileri kurmak. Son ana kadar mücadele azim ve iradesi. İşte onun kişiliğinin bir parçasıdır.

    Sevgili Türkan Saylan, cumhuriyetin yetiştirdiği kuşaklar, onun paylaştığı idealleri yaşatacaktır. ÇYDD, millete mal olmuştur. Ulusal mirasımızdır. Ülkemizin çağdaşlaşması için yakılan meşaleyi söndürmeyeceğiz. Söndürülmesine asla izin vermeyeceğiz.

    Türkan Saylan’ı teşekkürlerimizle, alkışlarımızla, sevgilerimizle, ona yapılanlardan özür dileyerek uğurluyoruz.

    Güler yüzüyle o anılarımızdan yüreklerimizden silinmeyecek, hiç çıkmayacak. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Sizlere de derneğimiz olarak gösterdiğiniz olağanüstü coşku ve sevgi için minnet ve şükranlarımı sunuyorum. ”

    KABOĞLU: ‘HEPİMİZE GÜÇ KATTINIZ’

    Anayasa Hukukçusu, ÇYDD Onur Kurulu Başkanı İbrahim Kaboğlu törende şöyle konuştu:

    “Sevgili Türkan Hanım, ben şimdi sizin insan hakları savunucusu özelliğiniz hakkında birkaç kesit vermek istiyorum. Çünkü sizin çok yönlü çalışmalarınız eğitim temelinde topluma mal olmuş bulunuyor. Fakat insan hakları savunuculuğunuz o denli öne çıkmış değil. Bunu anlatabilirsek, size yapılan saldırıların nedenini daha iyi anlayabiliriz.

    Siz özellikle son 10 yılda gerek ÇYDD başkanı olarak, düzenlediğiniz insan hakları laiklik ve demokrasi konulu, ulusal ve uluslar arası toplantılara konuşmacı dinleyici olarak katıldınız. Ama bunlarla yetinmediniz, aynı zamanda insan hakları projelerini geliştirdiniz.

    Emniyet mensuplarının insan hakları projesinden tutunda, kahvehanelerde insan hakları projesine kadar birçok programa imzanızı attınız. İl İnsan Hakları Kurulu’nda, özellikle farklı kamu görevlilerine verilen eğitimlere öncülük ettiniz.

    Ama esasen sizin, insan hakları faaliyetleriniz, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’na taşıdığınız dönemde daha çok öne çıktı. ÇYDD Başkanı olarak bu kurumun en aktif en üretici üyesi oldunuz.

    Bir çok yükünüze rağmen, kah siz toplantıdan çıkıp geldiniz, kah doğu ilimizde yurt açıp geldiniz, kah tedaviden çıkarak toplantıya geldiniz. Ama hiçbir toplantınızı aksatmadınız. Ya bir dosyayla geldiniz ya bir tomar gazeteyle. Orada konuştunuz dinlediniz önerdiniz. Ama bununla yetinmediniz. İnsan hakları danışma kurulu etkinlik raporunu bizzat ÇYDD olarak fotokopisini yaptırmak suretiyle Ankara’lara gece vakti getirdiniz. Tabiî ki devletimiz olanaksız olduğu için değil, insan hakları fakiri olduğu için.

    Görüşleri önerileri dikkate alınmayınca açıkça meydan okudunuz. Ama siz insan hakları faaliyetlerine devam ettiniz.

    Yıl 2008 Kasım ayı, Hindistan’da başlattığınız Lepra projesini biz ancak İstanbul’dan geçerken görebildik. İstanbul’da başlatamazdınız, çünkü hükümetin gölgesi düşebilirdi. Ama 13 Nisan günü sizin hakkınız ağır biçimde ihlal edilince, 20 yıllık ajandalarınızı ben geri getiremedim ama size Atatürk’ün el yazması Anayasa projesini, hasta yatağınıza getirdim. Çünkü ona da polisler el koymuştu.

    Sevgili Saylan, siz Türkiye’de insan haklarının hukuk yoluyla ilerletilebileceğine içten inanmıştınız. Bizzat Dernekler Yasa Tasarısı’nın hazırlanmasına öncülük ettiniz.

    Cumhuriyet hukukunun çağdaşlaşması yoluyla, bütün taraflarla işbirliği yapmaya hep hazır oldunuz hepimize güç kattınız. Hafta sonları üniversite öğrencileriyle hukuk toplantıları yaptınız.  Siz cumhuriyetin çağdaşlık yolunda ancak hukukla ilerleyebileceğine o denli inançlı bir kişi oldunuz ki, bunu hukukun üstünlüğü yolundaki çalışmalarınızla her şekilde dile getirdiniz.

    Dinci yobazların ve ırkçı faşistlerin iftira kampanyalarının nedeni budur Sayın Saylan. Keşke bunlar devletin derin ve saydam gölgesi altında yürütülmüş olmasaydı.

    Emin olun Türkan Hocam, gençliğe armağan ettiğiniz umut güneşi, insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyet yolunda, ilerlemeyi sürekli kılmış bulunuyor.

    Nur içinde yatın sevgili Türkan Hocam.”

    ÜNİVERSİTELİ PELİN BARDAKÇI: ‘İÇİMDE ONDAN BİR PARÇA TAŞIYACAĞIM’

    ÇYDD Bursuyla öğrenimini yapan Boğaziçi Üniversitesi Öğrencisi Pelin Bardakçı şöyle konuştu:

    “ÇYDD’nin 36 bin bursiyerinden biri olarak bu konuşmayı yapmaktan büyük bir onur duymaktayım. Lise yıllarımdan itibaren bana verdikleri maddi ve manevi destek bana her zaman güç vermiş, üniversiteyi kazanmamda büyük rol oynamıştır.

    Türkan hocam inancı kararlılığıyla benim için her zaman örnek bir insan olmuştur. Üniversite hayatım boyunca da devam eden burs, öğrenimimi tamamlamama yardımcı olurken, aynı zamanda yoluma ışık tutmuş, daha ışıklı yarınların olduğu inancımı pekiştirmiştir.

    İçimde her zaman ondan bir parça taşıyacağıma, daima ileriye bakan bir insan olacağıma söz veriyorum.”

    Geleceği örecek olan gençlerden Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencisi Volkan Düzenli:

    “Emperyalizme karşı 90 yıl önce yakılan ateşin yıl dönümünde, Türkan Hoca’mızı kaybetmiş olmamızın acısını yüreklerimizde hissetmekteyiz.

    Bir doktor düşünün ki almış olduğu tıp diplomasını dolara çevirmek varken, ülkede okumayan, okutulmayan, evlendirilmek isteyen kız kardeşlerimize eğitim kapılarını açsın.

    Üstelik bunu alevisi sunisi, Türkü Kürdü olarak ayırmadan insan temelli olarak sürdürsün.

    Bir ana düşünün ki hasta yatağını ziyaret eden gençlere, ben evlatlarıma ilgi gösteremedim onlar okudular diyerek analığın kendi çocuklarına ilgi göstermek olmadığını hatırlatmak olmasın ve bütün bunları uğradığı tüm haksızlıklara rağmen yapsın.

    Türkan Hocamızın iki büyük öğüdü ve büyük bir mirası var.

    Birincisi, dünü bilmeyen bugününü tayin edemez. İkinci öğüdü ise öğrenebildiğimiz kadar dil öğrenebilmemizdi ve Türkan hocamız bunun ancak okuyarak olabileceğini de sözlerine eklerdi.

    Hocamızın mirası yurdumuzda eğitim görmemiş insanlar bırakmamaktır. 90 yıl önce ulu önderim mirasının kazanımlarını korumak geliştirmek ve Ata’nın bu mirasını muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaktır.

    Bizler bu mirası omuzladıkça, gerek ulu önder gerek Türkan hocamız her zaman hatırlanacaktır.

    Sizlere öğütlerini ve mirasını hatırlatıyor ve çağdaş gençler adına üzerimize düşeni yapacağımıza söz veriyorum.”

    DEPREMZEDE KAYA: ‘SENİ UNUTMAYACAĞIZ ÖĞRETMENİM’

    Deprem bölgesinden Erkan Kaya konuşmasında 17 Ağustos depremi sonrası yaşananları anlattı:

    “17 Ağustos 1999’da sabaha karşı bir uğursuzluk çöktü Yalova’nın üzerinde. Ölenler, yaralananlar, evsiz barksız kalanlar. Cehalet bana necilik, açgözlülük, bilime inançsızlıktı yıkıma yol açan.

    Öğrendik ki daha sonra Yalova’nın ÇYDD’li üyeleri durumu Türkan Saylan’a iletmişler. Onun yönlendirmesiyle bir kriz masası kurulmuş.

    ÇYDD üyeleri başkanlarıyla Yalova’ya geldiler. Baktık ki arı gibi çalışıyorlar. Baktık ki onlar bizim biz de onların onlara katıldık.

    Bir savaş yeriydi sanki alan yürekler yangın yeriydi. Bitmiyordu ihtiyaçlar ama olsun varsın bitmesin ihtiyaçlar. Türkan Saylan’ın eli değmişti bir kere.

    Nakış nakış örüyordu her yeri o hünerli elleriyle.

    Devlet adamları, asker, işadamları belki doğrudan fark etmediler ama güç veriyordu Türkan Saylan onlara.

    Burslar depremzede öğrencilere yönlendiriliyordu. Ceset torbasıyla başlayan ama bugüne gelen bir süreç.

    Bu dayanışmanın tam ortasında Türkan saylan ve ÇYDD gönüllüleri bulunuyordu.ü

    Seni unutmayacağız öğretmenim

    EV HANIMINDAN DUYGUSAL KONUŞMA

    ÇYDD sayesinde okuma yazma öğrenen bir ev hanımı törende şöyle konuştu:

    “Hayatımda hiç okula gitmedim. Önceden okuma yazma bilmezdim ve küçücük bir dünyam vardı.

    Ta ki ÇYDD’yi duyana kadar. Oraya gittiğimde bütün kapıla bana açıktı.

    Bize sarıldılar bize sıcaklığı gösterdiler. Orada okuma yazma öğrendim, haklarımı öğrendim.

    Şimdi okuyorum çevreye başka gözle bakıyorum. İki tane kitap yazdım. Şimdi üçüncü kitabımı yazıyorum.

    Bu derneğe bu büyük insana çok şey borçluyum. Onun yolunda yürümeye devam edeceğim.”

    LİSELİ MERVE: ‘SİZİN YOLUNUZDA YÜRÜYECEĞİM’

    ÇYDD bursuyla lisede okuyan Merve Aras:

    “Sayın Türkan Hocam ÇYDD’nin okuttuğu binlerce kızdan sadece biriyim. Ben lise, ağabeyim üniversite bursu ile ailecek ÇYDD ışığı ile aydınlanıyoruz.

    Kurup geliştirdiğiniz ve yüreklendirdiğiniz üyeleriniz olmasaydı eğer, babamı liseyi okumam için kim ikna edecekti?

    İleride bir eğitimci olarak tüm yüreğimle çalışacağıma, son nefesimde bie vasiyetinizi yerine getireceğime değerli konuklar önünde söz veriyorum.

    ÇYDD bursluları sizin gibi duyarlı bir insan yaratıcı bir öğretmen ve iyi bir vatandaş olacağız. Rahat uyuyun.”

    Gülsüm Aras, Saylan’ın ailesini ve ÇYDD yöneticilerini sahneye davet etti.

    Lütfi Kırdar’daki tören, binlerce katılımcının Saylan’ın tabutuna çiçek bırakmalarının ardından sona erdi.

    TEŞVİKİYE’DE BÜYÜK KALABALIK

    Türkan Saylan’ın cenaze namazının kılınacağı Teşvikiye Camii tarihi günlerinden birini yaşıyor. Cami civarındaki bütün sokak ve caddelerde büyük bir kalabalık birikmiş durumda.

    kaynak

    Haber7'nin Türkan Saylan'ın vefatı ile ilgili haberi;

    İstanbul’da dün sabah vefat eden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr. Trkan Saylan’ın cenazesi, Dr. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonu’na getirildi.

    Prof. Dr. Saylan’ın cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki morgdan alınarak, törenin düzenlendiği Dr. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonu’na getirildi. Türk bayrağına sarılı tabutun yanına, Saylan’ın bir resmi konulurken, çevresi de çiçeklerle süslendi.

    Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başladı. Törene, Türkan Saylan’ın hayatını anlatan sinevizyon gösterisiyle devam edildi.

    -CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KILIÇDAROĞLU-

    Bu arada, cenaze törenine katılan CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, basın mensuplarının soruları üzerine, şunları söyledi:

    ”Türkan Saylan, yaşamını eğitime adamış bir bilim insanıdır, bir abidedir. ÇYDD en büyük sivil toplum kuruluşlarından birisi. Devlet yaşamının son günlerinde onun hak etmediği acıları yaşattı. Ben devletin, hayatta olmayan Türkan Saylan’dan ve Türk halkından özür dilemesini bekliyorum. Bu görevini yerine getirirse Türkiye Cumhuriyeti yücelecektir. Bu özrü yerine getirmek aynı zamanda bir insanlık borcudur. Diliyoruz ve istiyoruz, bunu yerine getirsinler. ÇYDD Türkan hanımın bize bıraktığı bir mirastır. Her yurtseverin bu mirasa sahip çıkacağına, maddi, manevi katkı vereceğine inanıyorum.”

    ONUR ÖYMEN DE ÖZÜR İSTEDİ

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen de cenaze törenine katılmak üzere geldiği sırada, basın mensuplarının soruları üzerine, ”Şimdi Türkan Saylan’dan özür dileme zamanıdır. Kimler özür dileyeceğini iyi biliyor” dedi.

    Tören yapılan konuşmalarla sürerken, Dr. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonu’nun dolması nedeniyle birçok kişi dışarıda kaldı.

    TUNCER KILINÇ: DEVLET BİR GÜN ÖZÜR DİLEYECEK

    Eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Orgeneral Tuncer Kılınç, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan’ın ölümünden dolayı çok üzgün olduğunu belirterek, ”Devlet, belki bir gün Sayın Saylan’dan özür dileyecektir” dedi.

    Türkan Saylan için Dr. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonu’nda düzenlenen törene gelen emekli Orgeneral Kılınç, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Emekli Orgeneral Kılınç, Saylan’ın, çağdaşlığın simgesi olan bir kişi olduğunu vurgulayarak, ”Destek olduğu çok fazla genç var. Onların bu bayrağı taşıyacağına inanıyoruz” dedi.

    Mücadele insanı olarak nitelendirdiği Türkan Saylan’ın yerinin dolmasının mümkün olmadığını belirten Kılınç, ”Türkiye, şaşkın bir süreç yaşıyor. Bu süreç içerisinde kimileri mağdur oluyor. Aynı mağduriyeti bende yaşadım. Adalet mutlaka yerini bulacaktır. Devlet, belki bir gün Sayın Saylan’dan özür dileyecektir” ifadelerini kullandı.

    -YARGITAY ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI-

    Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da, ”Ergenekon soruşturması kapsamında Saylan’ın evinin aranması onu üzmüştür. Son günlerini üzüntülü geçirmesine etkili olmuştur. Bu olmamalıydı. Kılınç Paşa’nın da söylediği gibi bir özür dilenebilir. En azından bu vefa gösterilmeli. Bu olmasa bile herkesin milletten özür dilemeyi bekleme hakkı vardır” diye konuştu.

    kaynak

    Share
    Processing your request, Please wait....

    Yorum birak


    Advertise Here
    Advertise Here