
Kuran’da (2-Bakara Suresi 45) sabırla, namazla Allah’tan yardım dilemek geçer. Peki ana dilinde namaz kılmayan kişi kendi özel derdiyle ilgili özel duygularını nasıl dile getirip de Allah’tan yardım dileyecektir. Ana dilde ibadete karşı çıkanlar, bu ayetin hükmünün yerine gelmesini engellemiş olmuyorlar mı? Kişiler sayılara, törenlere, açılara, teferruatlara boğulmuştur. Fakat Allah’ın en çok istediği unsur uygulanmamaktadır. Allah namazın gayesinin kendisinin hatırlanması olduğunu söyler. Mezheplerin anlattığı namaz şekliyle ayaktayken ellerin bilekten tutulması, rükuda sırtın açısı, secdede önce alnın, sonra burnun yere konuşu, oturuşta bir ayağın dik, diğerinin yatık oluşu gibi Kuran’da olmayan nice teferruatlar harfiyen yerine getirilir. Ama Allah’ın hatırlanması; bu Arapçaperestlik, ezbercilik, teferruatçılık yüzünden gölgelenir, engellenir. Eğer “Hayır böyle bir şey yok” diyorsanız, etrafta bahsettiğimiz şekilde namaz kılan birçok kişiyi sorgulayıp söylediklerimizin doğruluğunu tartın. Bu satırları yazanların bir çoğu da daha evvel mezheplerin anlattığı şekilde dini öğrenmeye başladıkları, o şekilde namaz kıldıkları için kılınan namazın nasıl olduğundan haberdardırlar. Düzgün kılınan namazla:
1-Allah hatırlanmakta, kişi ne söylediğinin farkında olmaktadır (20-Taha Suresi 14).
2-Namazda huşu olmaktadır. Huşu kelimesine kalpsel ürperti, derin saygı manaları verilmektedir (23-Müminun Suresi 2).
3-Namaz kişiyi çirkin davranışlardan ve fiillerden alıkoymaktadır (29-Ankebut Suresi 45).
Düzgün kılınmayan bir namaz birçok kişi tarafından iyi bir niyetle yapılmış olabilir. Fakat sonuç yine de papağanvari bir tekrarlama ve sarhoşvari bir şekilde ne söylediğini bilmeden bir namaz olmaktadır. Bu yüzden kişinin ana dilinde ne söylediğini bilerek ibadet etmesi, papağanlıktan ve sarhoşvarilikten kurtulup, Allah’ın muradını yerine getirmesi için çok önemlidir. Ana dilde ibadet kişinin söylediğinin farkında olması demektir. Bu ise gerçek manada hatırlamanın(zikir) oluşması için zaruridir. Ana dilde ibadet, bir ruhsat, bir kolaylık olarak görülmemelidir. Ana dilde ibadet, kişinin yaratıcısı ile gerekli olan bağı kurması için olmazsa olmaz şarttır. Siz kitlelerin hepsinin ana dili gibi Arapça öğrenemeyeceği veya İslam’ın Arap ırkının dini olmadığı kanaatindeyseniz, bu fikri kabullenmekte zorlanmayacaksınız demektir.
yazının kaynağı: Kuran Araştırmaları Grubu “Uydurulan Din ve Kuran’daki Din” Kitabı




Processing your request, Please wait....




Haziran 16th, 2010 saat 12:54
Kur an Arapça lisan ile bütün zamanlara, Bütün kavimlere kıyamete kadar geldi diye Arapça lisan ile okunacaktır hükmünü kim veriyor. Sizler insanların Allah ın sözlerini duymasını engelliyorsunuz. Belki de bilinçsizce..İman sa sadece Allah ın sözlerini okumakla oluşur. Aslında tam tersi olması lazım değilmiydi. Yani tüm zamanlara gelmesi ,onun sadece Arapça lisanda okunması düşüncesini yıkar, devirir. Bu hükümleri Allah mı verdi, yoksa siz mi uydurdunuz.Allah insanların önüne engel koymak istemez.
Arapça Allah ın lisanı değildir.Allah bundan münezzeh tir.Her lisan Allah ın lisanıdır.Çünkü bütün lisanları O taktir etti. Eğer Arapça Allah ın lisanı olsaydı, Her kitap ve her peygamber Arapça bir lisan ile inerdi. Kitabında buna ait kesin bir hüküm olurdu. Allah ın ve Elçisinin sözlerinde Kesinlikle Kuran ı ve namazı Arapça lisan ile yapacaksınız diye hüküm yoktur. Tam tersi hitaplar bulunmaktadır. Allah ve elçisi ırkçı bir zihniyetle bir lisanda sabit kalmak gibi asla bir tutumları olmaz. Onlar bunlardan münezzehtir.Allah her lisanı bilir ve sizlerin aracılığıyla her lisanı O , oluşturmuştur.
Eğer Allah dileseydi hepinizin lisanını bir tek lisan yapardı. Ancak onun işleri hikmetlerle doludur.Ve o her kişinin niyetini bilendir. Allah sizlere bir zorluk çıkartmak istemez. O dinini en kolay ve en güzel şekilde kıldı. Göklerin ve yerin yaratılması, Lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olması da onun varlığının delillerindendir.
Arapça sadece bir lisandır, iletişim aracıdır.Akıllarda oluşan mana ve düşüncelerin nefes verme ,gırlak, damak, dil ve dudaklarla kullanılan bir yöntemdir.Her lisan böyledir.Allah kesinlikle kalplerinize ve niyetlerinize bakar. Amelleriniz de niyetlerinize göredir.Eğer hala Kur an ı anlamayarak Arap ça lisanla okumaya devam ederseniz, yaptıklarınızdan dolayı Allah sizleri hesaba çekecektir. Sizlerin bu hali ne dediğini kendisi dahi bilmeyen papağanlara benze
Haziran 16th, 2010 saat 12:55
Hiçbir kimse Kuran ı kendi anladığı şekilde yorumlamasın.Sizin anladığınız değil, Allah ın kasdettiği önemlidir.Kuran en açık şekilde açıklanmıştır.Artık onda başka bir şey aramanıza gerek yoktur.
Biz onu ,Akıl erdiresiniz diye Arapça lisanda bir Kuran olarak indirdik.
(Yusuf-2)
Allah kitabını Arapça bir kuran olarak indirmesinin sebebini bu ayette açıklıyor. Arap kavminin, anlayıp akıl erdirebilmeleri için kuran ı Arapça bir lisanda indirdiğini bildirmektedir.Bu Ayetin hükmünün ana vurgusu kur an dır. “Biz onu”, derken Allah kuran ı kast etmektedir ve o Kuran ın içindeki hükümleri ,bilgileri kast etmektedir. Lisanının ise önemli olmadığını ancak anlayabilmeleri ve akledebilmeleri için Arapça bir kuran olarak indirdiğini bildirir.
Eger biz onu başka bir dilde bir kuran yapsaydık onlar mutlaka, “onun ayetleri genişçe açıklanmalı değimliydi? Başka dilde bir kitap; Arap peygamber öyle mi” derlerdi. (fussilet-44)
Allah bu ayette; Kur an-ı Arap kavmine başka bir lisanda indirmiş olsaydık Onlar mutlaka biz bundan bir şey anlamıyoruz, onun ayetleri genişçe açıklanmalı bize iyice bildirilmeli değimliydi diyeceklerini ,bildirmektedir.
Başka lisanda bir kitap ve Arap peygamber öylemi? Böyle olur mu? biz o zaman nasıl anlayacağız diyeceklerdi. Bu ayetlerde de Kuran ın Arapça bir lisanla inmesinin maksadını açıklamaktadır.O dönemde ki inkar edenler, Allah ın ayetleriyle uğraşanlar dediler ki “Eğer bu kuran Allah tan sa ,o zaman ayetler başka bir lisanla (Allah ın kendi lisanıyla veya başka bir lisanla) gelmeli değilmiydi” dediler. Allah da onlara karşı bu ayetleri indirmiştir.Bu ayetlerde de her şey açıktır, önemli olanın lisan olmadığı Arapça bir kuran olarak indirilmesinin sebebini anlamaları için olduğu hükmü çıkmaktadır.Sizler de kendi lisanınız da okumanız için açık işaretleri görmelisiniz.
Böylece biz sana Arapça lisanda bir Kuran vahyettik ki , şehirlerin anası olan Mekke de ve çevresinde bulunanları uyarasın. (şura-7)
“Böylece biz sana Arapça bir kuran vahyettik ki” İfadesini incelerseniz Arapça kelimesi kuran ı niteleyen bir sıfat görevindedir.Arapçayı çok iyi bilenler bunu doğrulayacaklardır.Gerçek vahyedilenin Kuran yani ondaki bilgiler ve hükümler olduğu ve Yöntem ve tercih edilen iletişim aracını Arapça olmasının da Şehirleri anası olan Mekke de ve çevresinde bulunan Arapları uyarması içindir. Çünkü onlar Arapça lisan konuşuyorlar dı, ve din de ancak böyle yayılabilirdi.Bu sebeple dir ki günümüz dünyasının her lisanı Kuran ı kendi lisanıyla okumalıdır. O Allah ,kitabını mükemmel indirmiştir. Görüyorsunuz ya tüm zamanlara hükmediyor.
Apaçık kitaba andolsun ki , iyice anlayasınız diye biz, onu (o kitabı) Arapça bir kuran yaptık.
(Zuhruf 2-3)
Allah, Kitabı üzerine yemin ediyor.(Apaçık kitaba andolsun ki) Arapların iyice anlamaları için Arapça bir kuran yaptı. Yemin ediyorum onu başka bir lisanlada yapardı , ancak nasıl anlayıp akıl erdireceklerdi.
Kuran daki anlamların ve o mükemmel manaların , müthiş anlatımların iyice anlamaları için Araplara, Arapça bir kuran olarak indirdi.O Araplardan da bu dini bütün insanlara anlatmaları ve yaymaları , cihad etmeleri istendi. Ancak bu kitabın tüm insanlara gelmesiyle onu kendi lisanınızda okumalısınız hükmü yukardaki ayetlerin delilleriyle kesinlikle çıkartılır.
Bu ,bilecek bir toplum için Arapça bir Kuran olarak ayetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. (fusıllet-3)
Bu kitap Arapların bilebilmeleri için Arapça bir kuran olarak ayetleri genişçe ve iyice açıklanmış ,bir kitaptır.Maksadın kitap (Kuran ın hükümleri) olduğu bu ayetlerde belirtilmektedir. ‘Arapça bir Kuran’ ifadesinde ;Arapça lisanla bir Kuran olduğunu ifade etmektedir. Bunun nedeni de o Arapların bilmeleri içindir.
Biz her peygamberi ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara, (Allah ın emirlerini) iyice Açıklasın. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 14/4
Allah seçmiş olduğu bütün peygamberleri kendi ülkeleri, kavimleri hangi lisanda konuşuyorlarsa ; emirlerini ,hükümlerini, öğütlerini ; anlamaları ve açıkça beyan etmeleri için o lisanda göndermiştir.Bu Allah ın adetidir.Allah en uygun usulü kullanır.Böylece dilediğini doğru yola iletir.
Kitabı bilmek ,anlamak, akletmek en önemli vurgudur. Allah sürekli bunu vurgulamıştır.”Şüphesiz ki kuran gerçek ve kesin bir bilgidir ve o Allah a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.” Buna göre öğüt alamayan bir toplum bitmiştir.Yer yüzündeki kurtarıcı tek yol olan Kuran ı bilemeyen ülkeler de bitmiştir.Ve onlar kendi içlerinde debelenip duracaklardır.
“Andolsun ki Biz onların ‘Kuran ı ona bir insan öğretiyor’ dediklerini biliriz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kuran ise gayet açık Arapçadır.”
Bu Ayet konumuzla tam ilişkili olmamakla beraber insanlarımızın bu ayette takılmamaları için açıklanmıştır.Çünkü şeytan ve din düşmanları bu ayetle üzerinize gelebilirler. Müşrikler Kuran ın Allah tarafından indirilmiş olduğunu inkar ediyor ve okuma yazma bilmeyen Peygamberin de, Böyle yüksek edebi yapıya sahip Kuran ı yazmış olacağına da ihtimal vermiyorlar. Olsa olsa, onu Arap olmayan birinden öğrenmiş olabileceğini iddia ediyorlardı. Bu ayette de onlara karşı Allah cevap vermektedir. İma ettikleri kişinin lisanı yabancıdır derken Allah ın kimi kast ettiği tam olarak bilinememekle beraber, pek çok tefsir kitaplarında çelişkili ifadeler vardır. Bu kimse;her kim ise, lisanının yabancı olduğu bildiriliyor. Nasıl olurda lisanı yabancı olan bir insandan bu bilgileri alabilir.Bu Kuran ise gayet açık Arapça dır. Allah tarafından’ Peyganberin kalbine indirilen ve benim de size, kendi lisanınız da söylediğim , açık Arapça hükümlerdir.’diyor Allah ımız.Onu(O Kuran ı)
Yabancı lisanda bir insanın ,öğretmediği bildiriliyor. Müşrikler o zamanda çok yaygara çıkartıyor , Bu dinin yayılmasını engellemek için böyle pek çok uydurma sözleri etrafa yayıyorlardı.